Fenerbahçe, Süper Lig'de Göztepe'ye 2-1 mağlup olarak taraftarlarını üzdü. Mücadelenin ardından spor yazarları karşılaşmayı yorumladı.

ABDULLAH ERCAN: ŞAMPİYONLUK BAŞKA BAHARA
GEÇTİĞİMİZ hafta Galatasaray önünde alınan yenilgi ve ardından hafta içinde İsmail Kartal'ın istifasıyla ikinci bir şok yaşayan Fenerbahçe için Göztepe karşılaşması ya diriliş ya da yeni bir kaosa sürüklenme anlamı taşıyordu. Bu yüzden bu maçın sonucu çok önemliydi. Ancak gördük ki Fenerbahçe'de çok değişen bir şey yok.

Yine ikinci yarıda sahada olmayan bir Fenerbahçe izledik Göztepe karşısında. Dünkü sonuçla birlikte lider Galatasaray'ın 9 puan gerisine düştü. Bu takıma hangi hocayı getirirsen getir bu oyuncu kadrosu ve sezon başı yapılan yanlış planlamayla bu ligi şampiyon olarak bitirme şansları hiç yok. Fenerbahçe sadece bugün 3 puan kaybetmedi, aynı zamanda taraftarını da kaybetti. Bu netice gösterdi ki Fenerbahçe milli arada takımın başına mutlaka bir hoca getirecek. Bu puan farkı kapanır mı? Bu sezon tek rakibin olmadığını düşünürsek bu oyunla beraber bir sezon daha şampiyon olamayacak bu kesin görünüyor.

Rakibin hocası galip gelmek için 3 tane oyuncu değiştirdi. Fenerbahçe'yi sezon başından beri çalıştıran Kuyt hoca değiştirmiyor, bu da ayrı bir konu. Fenerbahçe'den dün şunu bekledik. Yarım sıfır da olsa galibiyet ama maalesef oyuncular buna cevap vermekten çok uzak. Bence bu maçla birlikte şampiyonluk şansı bitti. Fenerbahçe taraftarına da üzülmemek elde değil. Tribünleri dolduran taraftarlar iyi bir skor için takımlarına destek verdi ama karşılığını alamadı. Bu gidişatın sonu gelecek adına gerçekten üzüntü verici.

ÖMER ÜRÜNDÜL: 10. HAFTADA SÜPER LİG'E HAVLU ATTI
Fenerbahçe dün gece evinde kaybettiği 3 puanla çok önemli bir yara aldı. Belki erken diyecek olanlar var ama bana göre daha 10'uncu haftada lige havlu attı. Fenerbahçe'nin ne yazık ki büyük takım kimliği yok, bir oyun planı yok. Ayrıca genelde ciddi fiziksel yetersizliği var. Kendi sahanda çok kritik bir maç oynuyorsun, rakip genelde oyunu domine ediyor, sayısız taç ve korner kazanıyor. Skorda denge varken baştan sona Göztepe'nin ofansif anlayışla oynaması, aslında hücum aksiyonları için Fenerbahçe açısından çok elverişli bir ortamdı. Ama futbolcularda öylesine bir moralsizlik vardı ki ani 3-4 aksiyonda farkı 2'ye çıkaramadılar.

Bu kötü oyuna rağmen 3 defa farkı 2'ye çıkaracak pozisyonlar kaçtı. Sonunda da Skriniar'ın önemli bir hatasıyla önce skora denge geldi, sonra da kornerden yenik duruma düşüldü. Gelelim Dirk Kuyt'a... İsmail Kartal da bugün takımın başında görevde olsa dün gece aynı kadro ile başlardı. Ama ikinci devrede son bölümde hamleler çok gecikti. Oğuz tamamen oyundan düşmüştü. Lukaku yorulmuştu. Bu ikisini çıkarıp Nene ve Vedat hamlesi yapılmalıydı. Ayrıca orta sahada yine yorulan İrfan Can'ın yerine bir takviye gerekiyordu. Bunları yapamadı. Kuyt yönetime, "Bana güvenin" demişti. Ama ben de şunu diyorum; bugüne kadar ülkemize gelen 5 kariyerli Hollandalı teknik direktörden hiçbiri başarılı olamadı. Kuyt mı olacak! Hakem Oğuzhan Çakır bana göre mükemmel bir yönetim gösterdi.

MURAT ÖZBOSTAN: SORUN KULÜBE DEĞİL
Fenerbahçe, Dirk Kuyt yönetimindeki ilk maçında Göztepe'ye 2-1 mağlup oldu. Hem de 1-0 öndeyken, sadece iki dakika içinde iki gol yiyerek! Yeni bir başlangıç bekleyen Kadıköy, daha ilk maçta yine hayal kırıklığına uğradı. Kuyt için kötü bir başlangıç oldu ama asıl mesele teknik direktör değişikliği değil. Fenerbahçe'nin yıllardır çözemediği sorun yine sahneye çıktı: Öne geçiyor ama maçı bitiremiyor. 76 ve 78. dakikalarda gelen goller, savunma zaafından çok daha fazlasını anlatıyor. Bu takım ruhsal olarak da çökmüş. Skor avantajını koruyacak inancı, direnci ve soğukkanlılığı yok.

Guendouzi golünü attı ama takımın geneli yine beklentilerin altında kaldı. Kerem Aktürkoğlu'nun ıslıklanması, tribünlerin tepkisi ve oyuncuların etkisiz görüntüsü Kadıköy'de sabrın tükendiğini gösteriyor. İşin bir de yönetim tarafı var. Günlerdir teknik direktör arayışında adeta papatya falı açan yönetimin, bu süreçte bir B planı oluşturamamış olması da ayrı bir tartışma konusu. Yeni hoca geldi, ilk maç kaybedildi. Şimdi ne olacak? Yine yeni arayışlar, yeni açıklamalar ve yeni vaatler mi? Sezonun ilk yarısı bitmek üzere.

Şampiyonluk hedefi olan bir takımın hâlâ bu kadar kırılgan olması kabul edilebilir değil. Göztepe yenilgisi yalnızca üç puan kaybettirmedi; şampiyonluk umutlarına da ağır bir darbe vurdu. Sorun artık sadece kulübede değil, sahada ve yönetim anlayışında da aranmalı. Kadıköy'de taraftarın beklediği artık yeni bir isim değil, gerçekten değişen bir F.Bahçe! Daha 10. haftada 'Yönetim istifa' tezahüratları oluyorsa bu çok acı bir tablodur.
MUSTAFA ÇULCU: HAKEM SORUNSUZDU
Fenerbahçe'de oyuncuların arasındaki mesafe inanılmaz uzun. Her iki takım da orta alanda herhangi bir engele takılmadan rakip kaleye çok kolay gidiyorlar. Gardları düşük iki boksör gibiler. Sağlam yumruğu atan maçı kazanacak. İlk yumruk Fenerbahçe'den geldi ama maçı nakavt ile Göztepe kazandı. Her iki takım da top kayıpları yaptı ama Fenerbahçe için bedeli ağır oldu. Lukaku istekliydi, derine geldi, top aldı, kanatlara açtı, kaleye sırtı dönük iyi pas dağıtımı yaptı. Yüksek iştahla oynayan Oğuz Aydın takımı dikine taşıyan en etkili oyuncuydu. Kerem koşuyor, basıyor, top kazanıyor, top taşıyor, olması gereken yerde arı gibi vız vız vız ama kovanda bal yok!
Fenerbahçe topa daha çok sahip olan taraftı lakin güçlü oyunu oynayan Göztepe, sabır ve akıl dolu oyunla maçı kazanmayı bildi. Oğuzhan Çakır doğru verdiği ilk faul ve ilk sarı kart ile oyuna iyi başladı. Ancak 11'de Miroshi'ye kontrolsüz hareketinde Semedo'ya sarı göstermeliydi, göstermedi! 24'te Oppong-Akonnor pozisyonunda penaltı yok, devam kararı doğru. 45+2'de Juan'ı tutarak umut vadeden atağı kestiği için Semedo'ya sarı gösterdi. Pozisyon yoruma açık. Birileri 'Bariz gol şansı, kırmızı' diyebilir, bir başkası, 'Kaleye mesafe var, yanda Skriniar var, yetişebilir. Sarı yeterli' der. Yani yüzde yüz bariz gol şansı yok. Sarı doğru. VAR da böyle düşündü, karışmadı. Hakem üzerinden okunacak bir maç değildi. Hakem geliştikçe daha da iyi olacak. Maçtan sorunsuz çıktı.
Karşılaşmanın ilk yarısı Rus ruleti gibiydi! Orta sahaların oyundan düştüğü, inanılmaz pas hatalarının yapıldığı, topun bir o kalede, bir bu kalede olduğu bir maç seyrettik. Hem Fenerbahçe'nin hem de Göztepe takımının karşılıklı pozisyonları vardı. Ama silah 45+1'de Göztepe'nin elinde patladı.
Sarı-lacivertliler geriden oyun kurmayı seven bir takım. Ancak Göztepe presli oynayıp ön alan baskısı yapınca uzun oynamak durumunda kaldılar. Yine Ederson'un yıldızlaştığı bir maça şahit olduk. İnanılmaz toplar çıkardı. Ama yapılan hatalara o da dayanamadı. Kerem Aktürkoğlu mevzusu can sıkıcı bir hâl almaya başladı. Tribünlere el kol hareketi yapıyor, ardından taraftar ıslıklamaya başlıyor. Bana sorarsanız ikisi de yanlış. Ama Kerem'in yaptığı facia! Ya kardeşim biz senin bozuk psikolojinle mi uğraşacağız? Ya git ya da efendice topunu oyna. Yeter artık!
3 maçlık periyodu Kuyt'a bırakmak yönetimin büyük hatasıydı. Büyük kulüplerin her daim B planı olmalı. Bu kaybedilen puanlar direkt yönetime yazar. 3 maç sonra hem lige hem Şampiyonlar Ligi'ne bay bay derseniz, o koltukta oturamazsanız. Maç gidiyor, Oppong çıkıyor, Yiğit Efe giriyor. Allah aşkına biri bana bu değişikliği açıklasın. Skriniar'ı çıkarsan bir nebze anlarım. Vallahi kulüpte herkes kafayı yemiş durumda!
HAKKI YALÇIN: GEÇEN HAFTA KÜLDÜ BU HAFTA DUMAN
Bazılarının bilmesi gereken, o formayı giymenin anlam ve önemidir. Ne yazık ki, futbolcusuna gözü gibi bakan bir takım, milyonlarca dolar para ödediği futbolcularına bu ruhu hâlâ aşılayamadı. Geçen hafta Galatasaray karşısında "kül" olanlar, bu hafta Göztepe karşısında "duman" oldu.
İnsan kalitesine zerre kadar yatırım yapılmayan bir ülkede Skriniar'a iyi bakın. Hantallığına, sallapati koşularına ve kendi alanında yaptığı oklava paslara yakından bakın. Yedirdiği beraberlik golündeki içler acısı hâline bakın da çuvalla para alan adamın, yanından geçen rakibinin plakasını bile alamayacak kadar zavallı hâlini görün. Ahlaki değerleri yerle bir etmesine bile ses edilmeyen bu adamın, bütün boyalarını nasıl akıttığını görmeyenler için Kerem'i yuhalamak kolay. Bu sevimsiz hayaletin dokunulmazlığı var. Varsın futbolla zerre kadar ilgisi olmasın! Nasılsa Fenerbahçe'nin harcanacak daha nice yılları mevcut.
Yalan değil, bu takımın geçen haftaki travmayı bu maçta atlatacağını düşünmüştüm. Taşlı yokuşlardan çıkmanın mesaisine başlamak istediklerini falan zannetmiştim. Aslında ilk yarı her şeyi belli etti. Çağdaş futbol motifleri içeren görüntüler, geniş açılımlar, ruh sükûneti ve güvenli duruşun tüm hâlleri. Oyunu genişletmek, dönen topları saldırı hamlesine dönüştürmek sadece Göztepe'deydi. Her şeye rağmen ilk yarının son dakikalarında gelen golün arkası nasıl gelsin? Bir takımın en iyi oyuncusu 4 net pozisyon kurtaran kaleci Ederson'sa anlayın meseleyi.
Aşklar da savaşmadan kazanılmaz, maçlar da. Saha içindeki şifresi çözülen bir takımda futbolcuların dizlerinin bağı çözülüyorsa, futbolsuz sofralarda kayıplara bağdaş kurmanın sonu gelmez. Getirsinler! İsmail Kartal'ın suç ortağı olmayı örtbas eden Kuyt'ı getirsinler. "Bizim çocuklar" diye yeni birini bulup getirsinler. Ama önce futbolcuların aklını başına getirsinler. Çünkü bu kadar kolay yenilen bir takımın aklı da başında değildir, aşkı da.
Unutulmasın ki maçlar artistik puanlarla kazanılmıyor! Yürek istiyor yürek. O yüzden vicdanı olan, zerre kadar futboldan anlayan kim varsa, bu yüreksizler için cümleleri mertçe kursun. Onlara da bir notum var. "Bugün yazmadığını sezon sonunda okursun!" Yarından tezi yok, takıma ağırlık yapanların adına sanına bakılmadan cesur kararlar alınmalı. Biz buna "uyarı mektubu" diyoruz. Diyoruz da kime diyoruz! Onu hâlâ bilmiyoruz!
Source: Calendar







































































